Kürt olmak, kürtçü olmak

Hükumetin “Milli Birlik ve Kardeşlik” diye adlandırdığı medyada “Çözüm Süreci” diye kullanılagelen bir süreçten geçiyoruz. daha cesur bir söylemle Kürt Sorunu’nun çözümüne şahitlik ediyoruz. Merhum Mehmet Akifin “Evet ben ki Arnavudum” dediği gibi ben de “Kürdüm” diyorum. İşte perişan yurdum.

Irk ve etnisiteye dayalı bir ideolojiye hiç yakın olmadım, olmamak için veya yanlış anlaşılmamak için kimi zaman fikir beyanından bile kaçındım. Allah beni öyle bir bataklıktan uzak eylesin. Kürt olmak veya Türk olmak bizim elimizde olmayan, kimseye üstünlük veya eksiklik de hasretmeyen şeylerdir. Kur’an-ı Kerimin deyimi ile  “birbirimizi tanıyalım diye” ırklara ayrılmışız. Hele ki bu coğrafyada yani Türkiye, Suriye, İran, Irak, Arabistanın olduğu ortadoğuda bütün bu ırkların birbirinden oldukça çok etkilendiğini görmek lazım.Yani saf ırk da yoktur. Türküm diyen de öyle dediği için öyledir. Kürdüm diyen de öyle dediği için öyledir.

Şu anda devam eden süreç temelde Kürt Sorunun çözümü olsa da pratikte daha çok PKK sorununu çözmek niyeti taşımaktadır. Çünkü ortada PKK olmazsa bir Kürt Sorunu da kalmamış gibi görünüyor. Ulus devlet bütün dünyada ilkel kabul edilmeye başlamışken, milletler ayrılmaktan çok birleşmeye, birlikler oluşturmaya ve sınırları ortadan kaldırmaya uğraşırken burada yeniden bir Kürt Devleti oluşturulmaya çalışıldığı bariz bir şekilde görülüyor. Sözünü ettiğimiz devlet girişimi şimdilik Irak’da ve Suriye’de yapılanıyor. İlerleyen zamanlarda belki Türkiye’deki kürtler üzerinden bazı hamleler yapmaya çalışacaklardır.

Kürtlerin PKK-BDP-HDP gibi marksist örgütlerin elinden kurtarılması gerekiyor. Ama hiç de kolay olmayacak. Bu örgüt silahlı bir örgüt olduğu için çözümü kolay olmayacaktır.

Çözüm Türkiye’nin kuruluşunun temelleri sayılan Erzurum kongresi kararlarında vardır. Bu coğrafyada yaşayanlar Türkler, Kürtler, Çerkezler, Azeriler değildir. Anasır-ı islamiyye olup öz kardaştırlar. Erzurum kongresinde sorun çok güzel çözülmüştü. Orada alınan kararları sonradan uyulmadığı için sorun çıktı. Bugün o kararı hatırlasak yeter.

Oyunu kimlerin oynamak istediğini, Iraktaki Kürt bölgesinin kim tarafından oluşturulduğunu, Suriyenin kim tarafından karıştırıldığını ve bütün bunların kimin işine yaradığını iyi analiz etmek lazım.

Çözüm bir an önce İslam kardeşliğini ve İslam birliğini yüksek sesle haykırmaktadır. Korkarak, çekinerek biraz daha bekleyelim diyerek çözüme yaklaşamayız. Suriye konusunda mevcut Türkiye Cumhuriyeti hükumeti tuzağa düşmüştür ve bu tuzaktan bir türlü çıkamamaktadır.

Erzurum Kongresi sonuç bildirisinin 1. maddesi orjinal translitere hali aşağıdadır. Osmanlıcasını okumak isteyenler TBMM kulisi girişinde kocaman tablo olarak asılıdır. Gidip okuyabilirsiniz.

1- Vilâyât-ı Şarkiyye ve Trabzon Vilayeti ve Canik Sancağı gayr-i kabil-i infikâk ve câmia-i Osmaniyenin bir rükknü olmak üzere bir küll teşkil eder.
Trabzon Vilayeti ve Canik Sancağıyla Vilâyât-ı Şarkıyye nâmını taşıyan Erzurum, Sivas, Diyarbakır, Mamuratülaziz, Van, Bitlis ve bu meyandaki elviye-i müstakille hiç bir sebep ve bahane ile yekdiğerinden ayrılmak imkânı tasavvur edilemeyen bir küll olup saadet ve felâkette iştirâk-ı tâmmı kabul ve mukadderatı hakkında aynı maksadı hedef ittihaz ederler. Bu mıntıkada yaşayan bilcümle anasır-ı İslamiye yekdiğerine karşı hürmet-i mütekabile ve hiss-i fedâkârî ile meşhûn ve vaziyet-i ırkıyye ve ictimaiyye ve şerait-i muhitiyyelerine riâyetkâr öz kardaşlardır.