Afganistan’da Çocuk Olmak

Afganistanda çocuk olmak zor be kardeşim.

Afganistan seyahatimiz boyunca çok çocuk gördük. Yetim çocuklar, sokakta kalan çocuklar, çocuk yaşta çalışanlar…

Yıllarca süren işgalin ve iç savaşın yaralarını bir türlü saramamış bir Afganistan burası. Çocukların fazlaca göze çarpmasının bir sebebi nüfus planlamasının olmayışı olabilir. Erkek nüfusunun savaşta ölenler ve göç edenleri çıkarttığınızda daha az olacağını tahmin edebiliriz. Geriye kadınlar, çocuklar ve yaşlılar kalıyor.

Çadır Kentlerde Çocuklar

Savaş sonrasının kabuk bağlamamış yaraları gibi şehirlerin etrafını çeviren çadır kentlerde çocuklar çocukluklarını yaşamaya çalışıyorlar.

Çadır demeye bin şahit isteyen çadırların her yerinde çocuklar.

Henüz kış geçmemiş olmasına rağmen kıyafetler pek de iklim şartlarına uygun değil.

Oyun çağındaki bu çocuklar ancak taşlar, odunlar ve çamurla oynama şansına sahipler. Oyuna pek zamanları olmayabilir. Su taşımak, annelerine yardım etmek, kendilerinden birkaç yaş küçük kardeşlerini oyalamak gibi görevleri var her zaman.

Olabildiğince ilkel şartlardaki çadır kentlerin çilesini çocuklar ve kadınlar çekiyor.

Yanımızda son bir ayakkabı kaldığında karşılaştık bu iki çocukla. İkisinin de ayakkabısı paramparça… Bizde ancak birine çare olabilmenin mahcubiyeti, onlarda derin anlamlar taşıyan mazlum bakışlar.

Sokak Çocukları

Sokak çocukları büyük yerleşim yerlerinin ciddi problemlerinden birisi.

Yönetimin veya yardım kuruluşlarının yetimhane olarak işlettikleri binaların kapasitesi toplam sokak çocuklarının sayısına göre muhtemelen çok çok düşük. Her yerde sokakta yaşadığı belli olan çocuklar görebilirsiniz.

Bu bakışlar…

Her köşede görebileceğiniz ayakkabı boyacısı çocukların bir boya sandığı bile yok.

Hepsi böyle donanımsız değil elbette. Kaldırımda kendine bir alan oluşturup ayakkabı tamir atölyesine dönüştürebilen şanslı çocuklar da var.

Kıyafetlerinin aylarca yıkanmadığı, hatta yüzlerini bile yıkamadıkları her halinden belli bu çocukların. Özellikle sırtında eski püskü bir sırt çantası varsa o çocuğun sokakta yaşadığını anlayabiliyorsunuz. Sokakta yaşayan çocuklar özellikle Kabil’in ciddi problemlerinden birisi gibi görünüyor. Hele gece ateş yakıp ısınmaya çalışan çocukları görmüş olmak. Ateş dediysem bulabildikleri birkaç kağıt parçasından öte değil. Çaresizliğin en acısı.

Sokaklarda kalan çocukların bazıları çöpleri olduğu gibi (kendince) temiz poşete koymuşlar, içinden yiyebilecekleri şeyleri ayıklamaya çalışıyorlar.

Yetimhaneler

Ülkede bazı yetimhaneler de var ama sayıları oldukça sınırlı. Kabil’de devlete bağlı bir yetimhanenin yanısıra bazı yardım kuruluşlarının işlettiği yetimhaneler olduğunu da öğrendik.
Türkiye Diyanet Vakfının yaptırdığı Belh Yetimhanesinde kalan çocuklar sıcak bir ortamda iyi bir eğitim alarak korunuyorlar. Gözlerinden okunan ise oldukça derin.

Böyle kurumlar mütevazı şartlarda bile olsa icra ettikleri görev o kadar önemli ki.

Dışarıda kalan çocuklar ise bu kadar şanslı değiller.

Çocuk Yaşta Çalışanlar

Çocuk yaşta çalışanlar da her yerde göze çarpıyor. Bir kısmı babalarına yardım eden çocuklar olsa da kimsesiz olan çocukların çalıştığı bir çok yer de görebilirsiniz.

Erken yaşlarda başlayan çalışma hayatı oldukça zorlayıcı da olabiliyor.

Yine de en çok gülümseme yakışıyor bu çileli yüzlere.

Çocuklar her yerde çalışıyor. Elden ele uzatıp raflara malzeme dizerken çocuklar işe yarıyor ne de olsa.

El arabası ile yük taşımak için müşteri bekleyen bir çocuk. Bizim daha çok inşaatlarda ve bahçelerde kullandığımız bu el arabaları şehrin her yerinde muhtelif nakliye aracı olarak kullanılıyor.

Aşağıdaki fotoğrafta çocuk ne yapıyor sizce?

Elindeki haşlanmış yumurtaları satıyor bu çocuk. Afganistanın en yaygın fast-food’u haşlanmış yumurta olabilir. Ya da sokak lezzeti mi desek(!). İnsanlar birer ikişer bu yumurtaları alıp fırından da bir sıcak ekmek alıp açlıklarını bastırıyorlar.

Silahlı Genç Askerler

Asker (Taliban) çocuklar var mı? “Çocuk” derken hangi yaşı kastettiğinize göre bu durum değişir. Yollarda gördüğümüz silahlı bazı Taliban üyelerinin 18-20 yaşlarından olabileceğini tahmin ediyorum. Belki daha küçük yaşlarda silahlı eğitimlere başlayan olmuştur.

Uzun namlulu silahların kolye yapıldığı bir ülkede çocuklar ne tür hayaller kurabilir bilmem.

Afgan Çocukları ve Eğitim

Çocukların eğitimi oldukça sıkıntılı. Camilerde Kur’an okumayı öğrenen çocuklar var. Devlet okullarını göremedik. Gittiğimiz tarihte okulların tatil olduğu bir dönem. Eğitim de iklim ve coğrafi şartlara göre şekillendirilmiş. Kış aylarında okulları ısıtmak zor olduğu için yaz aylarında eğitim yapıp kış aylarında uzun tatil yapıyorlar.

Zaten devlet okullarında çoğu yerde bina da olmadığı, bahçede oturularak eğitim verildiğini anlattılar.

Sağlık sistemi oldukça ilkel ve gelişmemiş durumda. Dünyanın birçok yerinde yok denilecek seviyelerde olan çocuk felci gibi bazı bulaşıcı hastalıklar burada hala mevcut. Bebek ölüm oranları açısından dünya sıralamasında ilk sırayı Afganistanın aldığını düşünürsek bu hiç de garip değil. Uluslararası kuruluşların açtığı aşı kuruluşları aşılama için çalışıyorlar.

Çocukların gelecek algısı nasıldır bilmek isterdim ama eğitim alamamış bu çocukların gözlerinden acı ve gözyaşından başka bir şey göremedim.

Yarını düşünebiliyorlar mı emin değilim.

Bizi ağırlayan, gezdiren, misafir eden mihmandarımızın çocuklarının neşesi ile yazıyı kapatmak istiyorum.

Türkiye’ye olan sevgilerine bakın ki anne Tacik, baba Özbek olduğu halde çocuklarının ikisine de Türkiye’de kullanılan isimlerden vermişler: Aysel ve Aylin…

Sağlıcakla…

 

11 Mart 2022 Cuma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.