Haydi Kıraathaneye

Geçen seçimin bence en önemli vaadi mi millet kıraathaneleri idi. Seçim sonrasında birer birer açılan millet kıraathaneleri hem sosyal hayatımız hem eğitim hayatımız için oldukça hayati öneme sahiptir. Bu gelişme hem bir kavramın yeniden canlandırılması açısından önemlidir hem de eğitimde kilit bir role sahip kütüphanelere dikkat çekmesi açısından anlamlıdır.

Neden kahvehanelere kıraathane deniliyor?

“Kıraat” okumak demektir ve “kıraathane” okumaya ayrılan yer demektir. Oysa biliyoruz ki Anadolu’nun köylerine kadar her mahallede her sokakta olan zaman öldürme mekanları ve çay ocaklarına kıraathane denilmektedir. Bu yaygın yanlışın tarihi bir arka planı bulunduğunu biliyor muydunuz? Çay, kahve ve sigara içilen yerlere kıraathane denilmesi bir yasaktan kaçma hikayesine dayanıyor.

Osmanlıda gerçek fonksiyonunu icra eden kıraathaneler çoktu. Özellikle camilerin bitişiğinde yer alan bu mekanlarda hem bir şeyler okunur hem çay kahve içilerek namaz vakti beklenirdi. 4. Murat sigara içilen kahvehaneleri kapatmaya başlayınca bunlar adlarını kıraathane olarak değiştirdiler. Göstermelik birkaç kitap ve gazete de bulundurarak saklanmaya çalıştılar. Zamanla bu ismin aslı unutuldu ve tavla oynanan, sigara içilen yerlere kıraathane denilmeye başlandı.

Aslına dönüş için önemli bir fırsat

Kıraathanelerin aslına dönüş yapabilmesi için önemli bir fırsatı yakalamış bulunuyoruz. Bugün artık bir çok batı tarzı kafeterya veya kafede de gazete ve dergi köşeleri bulunmaktadır. Asıl fonksiyonu başka olan bir mekanda okunacak bazı materyallerin sembolik olarak bulundurulması yetmez.

Devletimizin her bölgeye açtığı millet kıraathanelerini özel girişimlerle, sivil toplum kuruluşlarının açacağı mekanlarla yaygınlaştırmamız ve asli fonksiyonuna kavuşturmamız gerekiyor. Bu mekanlar kitap, dergi ve gazetelerin yoğun bulunduğu, asıl fonksiyonunun okuma olduğu ancak bunun yanı sıra içecek ikramlarının olabileceği mekanlar olarak canlandırılmalıdır.

Gelir modeli geliştirilmelidir

Özel sektör de bu tür mekanlar açacaksa gelir getiren bir model geliştirilmelidir. Yoksa her köşe başında zaten var olan ve zaman öldürmekten başka işe yaramayan kafelere yenilerini eklemek değildir maksat. Ya destek ve bağışlarla ayakta kalacak veya üyelikle, materyal kiralamakla, sponsorluk ve işbirlikleriyle canlı tutulmalıdır.

Unutmayalım ki maksat kütüphane kültürünü yaygınlaştırmaktır.

Kıraathane hangi fonksiyonları icra eder?

Oturup kitap okunur.

Süreli yayınların (gazete ve dergi) düzenli olarak buraya geldiği bilinir ve okumak üzere buraya gidilir.

Belli bir konuyu araştırmak üzere gidilir.

Sakin bir köşesi olduğu bilinir ve ders çalışmaya gidilir.

Dostlarla ilim irfan ve kültür sohbetleri yapmaya gidilir.

Aydınlarla, yazarlarla buluşmalar düzenlenir.

Sergiler ve sanat faaliyetleri yapılır.

İlmi yarışmalar düzenlenir.

Kitap okutmanın sihirli yolu

Kitap satışını arttırmak için yayıncılar birçok faaliyet yürütürler. Bir kitabın alınıp rafa konulması yetmez. Okunmasını isteriz. Peki okuyucuyu okumaya, başladığı kitabı bitirmeye motive etmenin, kitapları etkin okutmanın bir sihirli formülü yok mudur?

Evet vardır. Bir kitaptan yarışma yapıp hediyeler verdiğinizde yediden yetmişe herkes oturup kitabı okur. Hediyeler ne kadar ciddi olursa yarışma ne kadar titiz hazırlanırsa ilgili kitapların okunması o kadar fazla olur.

Eğitim hayatının önemli bir bileşeni kütüphanelerdir. Millet kıraathaneleri de bence halka indirgenmiş kütüphane projesidir. Okullarda öğretmenlerin yönlendirmesiyle kitap okuma etkinlikleri yapılması eğitimde kaliteyi arttırır. Çeşitli yarışmalar eğitime destek olur. Bu tür faaliyetlerin olabilmesi için okulların içinde veya çevresinde etkin, çekici ve fonksiyonel kütüphanelerin olması gerekir.

İşte kıraathaneler bu fonksiyonu yerine getirebilir.

Yorum Yapın